Page 13 - Annonce 6
P. 13
Kadın ve Edebiyat
İnsanlığın yarısını oluşturan, ilkel toplulukların aşağılamalar, erkekliğin iktidar konumundaki eril
anaerkil düzenlerinde egemen olan kadın; Tanrıları, kimliğini belirginleştirmeye yöneliktir.
peygamberleri erkek olan dinlerin etkisiyle yüzyıllar
sürecek olan köleleşme sürecine girdi. Yaşamın her Eril dili en net görebileceğimiz alan eril dilden beslenen
alanında olduğu gibi edebiyatta da “erkek egemenliği” küfürlerdir. Sokak aralarında top oynayan çocuklar
bu sürecin doğal bir sonucuydu. “Edebiyatın öznesi bile karşısındaki çocuğun canını acıtıp onu küçük
erkek, nesnesi kadın” oldu. düşürmek için “eril dili” kullanır. Anlayabileceğiniz
üzere olabildiğince bu durumu desteklememeli ve eril
Kadın edebiyatı kavramı, kadınların toplumsal, dil kullanmamalıyız.
kültürel, siyasal yaşamdaki etkilerinin artmasıyla son
yüzyıllarda edebiyata yoğun olarak girmeye başladı. Söylenenenlerden kadın edebiyatında sadece kadına
Kadın ve edebiyat gibi iki önemli kavramın bir araya yer vardır anlamı da çıkmamalıdır. Bu süreci “Kadın
gelmesi konunun derince tartışılmasını zorunlu kıldı. Devrimi” diye adlandıran Server Tanilli, “Bu yolda
İstanbul’da 1990’da kurulan “Kadın Eserleri verilecek mücadelede erkeklerin payı da önemlidir. Ne
Kütüphanesi”nde; Türk Romanında Kadın (Bahriye var ki yolları asıl açacak olan, kadınların bilinçlenmesi
Çeri), Kadın Romancılarımız (Ömer Nida), Kadınların ve eylemi olacaktır.” demiştir.
Gözüyle Yazmak ve Yaşamak (Zehra İpşiroğlu) gibi Ekin Kırgöz
sayısı 15.000’e kadar ulaşan kadın edebiyatı temelli
eserler ise bunun en büyük kanıtıdır. Ayrıca bu
kütüphanede bu konuda sempozyumlar, sergiler de
düzenlenmektedir.
Kadının edebiyat dünyasında yer alabilmesi, kendini
ifade edebilmesi, kadınların sorunlarını işlemesi
ve bu yolla hem kolayca anlaşılıp hem de ekonomik
özgürlüğe sahip olabilmesi kadın edebiyatının var
olmasının temel sebepleridir.
Edebiyat dünyası kadınların mağduriyetlerinin geniş
kitlelere yayılmasında oldukça önemli bir araçtır. Bu
araç sayesinde toplum bilinçlenir ve kadın mağduriyeti
azaltılabilir.
Peki biz ne yaparsak kadın edebiyatını desteklemiş
oluruz? Öncelikle “eril dil”den kurtulmamız gerekir.
Kadını erkek karşısında gerileten en önemli
olgulardan biri “eril dil” kavramıdır. Kadını aşağılayan,
hor gören, ona hakaret eden bir dil geleneği olarak
tanımlanabilir. Eril dil, kadını kötülüğün kaynağı gibi
gösterirken erkekliği ise ideal ama ulaşılması güç
olan bir mertebe olarak gösterir. Kadınlığa odaklanan
12