Page 10 - Annonce 6
P. 10

baktılar.  Kız  duydukları  karşısında  şaşkına  baktı.
        dönmüştü.  Kafasında  her  şeyi  toparlamaya  “Peki şimdi ne olacak?”diye sordu. Leukothoe’nin
        çalıştıkça  darmadağın  oluyordu.  Belli  ki  ikisi  de  sesi artık yükseklerden geliyordu:
        hata  yapmıştı  ama  nedense  Sofya  bu  hataları  “Ruhlarımızı  huzura  kavuşturdun,  artık  özgürüz.
        karşılaştırmak  istemiyordu.  Ona  göre  ikisinin  Hem  Klytie’yle  yüzyıllardır  aynı  yerdeyiz  şimdi
        de  affedilmeye  ihtiyacı  vardı  ama  affetmek  güç  nihayet istediğimiz yere gidebiliriz, sana ne kadar
        isterdi.  Sofya  merak  ediyordu  bu  iki  prenses  teşekkür etsek az Sophia”
        birbirlerini affedebilirler miydi?                     Klytie seslendi:
                                                               “Bu harika görmek istediğim çok fazla yer var! Çok
        Sofya onlara dönerek:                                  teşekkürler Sophia emin ol hep yanında olacağız
        “Korkunç     hatalar     yapmışsınız.    Birbirinize,  varlığımızı hissedeceksin!”
        düşmanların        birbirlerine      yapmadıklarını
        yapmışsınız.     Bence    ikiniz   de    affedilmek  Sofya gökyüzüne baktı ve onları gördü. Birbirine
        istiyorsunuz  ama  özür  dileyemeyecek  kadar  sarılan iki kadının ruhuydu gördüğü. Altın bukleli
        gururlusunuz.      Yüzyıllardır   kavga     ettiğinizi  saçlarıyla  Klytie  ve  kızıl  saçları  duru  güzelliğini
        söylüyorsunuz      ama     şunu     unutuyorsunuz  ortaya çıkaran Leukothoe. Sonra bir ışık parladı
        yüzyıllardır  birbirinizin  yanındasınız.  Olaylara  kardeşlerin ruhlarının üstünden. Sofya parlak ışık
        farklı  pencerelerden  bakmanızı,  affedecek  ve  af  yüzünden  gözlerini  kısarken  iki  kardeşin  tekrar
        dileyecek kadar güçlü olmanızı öneriyorum. Bunu  teşekkür ettiğini duydu.
        yapmazsanız uzun yüzyıllar daha geçer ama hiçbir
        şey değişmez.”                                         Sofya  düzlükte  uyandığında  sığla  ağacı  ve
                                                               günebakan gitmişti. Sofya yüzünde bir tebessümle
        Leukothoe bir kez daha dönüp kız kardeşine baktı.  evinin yolunu tuttu. Göleti, akarsuyu ve kütükleri
        Ona yapılan hakaret ağırdı ve acısını dindirmeye  geçti. Eve vardığındaysa gözlerine inanamadı. Evin
        yüzyıllar  yetmemişti  ama  karşısında  duran  kişi  etrafı günebakanlarla doluydu ve evin arkasındaki
        kardeşiydi. Tüm yaptıklarına rağmen Klytie onun  sığla ağaçlarının tamamı yeşile dönmüştü. Sofya
        kardeşiydi ve hep yanındaydı. Ona döndü ve şöyle  kıkırdamaya başladı. Eve girerken tek düşündüğü
        dedi:                                                  anne ve babasına bunu nasıl açıklayacağıydı.
        “Senin yaptıklarını affetmeye hazırım Klytie ama
        bunun  haricinde  kendi  yaptıklarım  için  de  af
        diliyorum. Senin aşkını bile bile Apollon’a karşılık  *Sophia: Eski  Yunanca  kökenli  bir kelimedir.
        vermem çok yanlıştı ve sen bana ne yapmış olursan  Bilgelik anlamına gelir.
        ol  benim  yaptığım  hatalı  davranışı  değiştirmez,
        özür  dilerim.”  Leukothoe  kardeşine  dallarından
        birini  uzattı.  Klytie  kısacık  yapraklarıyla  dalları
        elinden geldiğince tutarak:                                                                      Ekin Maya
        “Affet  beni  Leukothoe,  sen  gencecikken  canının
        alınmasına sebep oldum. Sinirime, kıskançlığıma
        yenildim  çok  özür  dilerim.  Benim  yaptığımın
        yanında  seninkinin  lafı  bile  edilemez  ama  yine
        de seni affettiğimi bil kardeşim.”dedi. Sofya el ele
        tutuşan sığla ve günebakana sevgiyle baktı.

        Tam o sırada sığla ağacının yaprakları kızıllaşmaya,
        günebakan  da  solmaya  başladı.  “N’oluyor!”diye
        bağırdı Klytie.
        “Bence artık burada kalmak zorunda değiliz”dedi
        Leukothoe     kıkırdayarak.    “Huzurumuzun       ve
        barışımızın bir ödülü olarak özgür bırakıldık.”

        Sofya yavaşça ölen sığla ağacına ve günebakana
                                                                                                                    9
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15